Anasayfa

logo

Duyurular

"Fraktal Düşünceler" Kitapçılarda!

 

 

Dr. Sinan Canan'ın "Bize, bilime, inanca ve kaosa dair" parolasıyla sunduğu

"Fraktal Düşünceler" adlı ilk kitabını D&R ve Ankara Dost Kitabevi'nden edinebilirsiniz.

 Ayrıca internetten sipariş vermek için lütfen tıklayınız...



 

Sunuş yazısı ve kitaptan seçme pasajlar için tıklayınız

Kitabın internet sayfası: http://www.fraktaldusunceler.net

 

Devamını oku...
 

Anketler

Hangi gazetenin veya gazetelerin haberlerine/yorumlarına diğerlerinden daha çok güveniyorsunuz?

Ziyaretçiler

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün12
mod_vvisit_counterDün130
mod_vvisit_counterBu Hafta142
mod_vvisit_counterBu Ay812
mod_vvisit_counterTümü103335
"Fraktal Düşünceler" Kitapçılarda! Yazdır E-posta
Yazar Onarımcılar   

 

 

Dr. Sinan Canan'ın "Bize, bilime, inanca ve kaosa dair" parolasıyla sunduğu

"Fraktal Düşünceler" adlı ilk kitabını D&R ve Ankara Dost Kitabevi'nden edinebilirsiniz.

 Ayrıca internetten sipariş vermek için lütfen tıklayınız...



 

Sunuş yazısı ve kitaptan seçme pasajlar için tıklayınız

Kitabın internet sayfası: http://www.fraktaldusunceler.net

 

SUNUŞ / İsmail Yiğit 

Fraktal, sonlu boyutlarda mündemiç sonsuzların kod adı. Her birimizin vücudundaki kan damarlarının toplam uzunluğu, gezegenimizin çevresinin yaklaşık yedi katı… Her bir hücremizin çekirdeğinde bulunan DNA sarmallarından birini alıp tamamen açabilsek iki metreye yakın bir sicim elde ediyoruz… Akciğerlerimizdeki hava keseciklerinin toplam alanı bir tenis kortunu kaplayacak büyüklükte… Doğduğumuz andan itibaren yaşadığımız bütün bir zaman boyutu da, sevinçlerimizle, üzüntülerimizle, sevgilerimizle, nefretlerimizle, hayallerimizle, kısacası tüm güzel ve çirkin anılarımızla beraber kafamızın içindeki ortalama 1400 gramlık bir muhteşem organda depolanmıyor mu? Dr. Sinan Canan’ın bu eseri de bu anlamda fraktal bir kitap. Sayısı sonlu satırları okurken, düşünceleriniz adeta sonsuz bir yolculuğa çıkıyor. Nasıl “konuştuğumuza”, nasıl “konuşamadığımıza”; nasıl “anladığımıza”, nasıl “anlayamadığımıza” dair denemeleri ile Sayın Canan, her bir insanın zihnindeki gerili yaylarda hedefe atılmayı bekleyen merak oklarını harekete geçiriyor…

Hz. Mevlâna’nın meşhur vecizesidir: “Susuzlar âlemde su ararlar, fakat su da cihanda susuzları arar!” Ben, kitaplar ve okurları arasında da bu sözde ifade edilen tarzda bir ilişki olduğuna inanırım. Bir kitapçıya girdiğimizde, raflarda dizili kitaplar arasından bir tanesinin dikkatimizi çekip de elimizi ona uzatmamızı vesile kılan tılsım böyle bir şey olsa gerek. Dolayısıyla, şu an elinizde tuttuğunuz bu kitaba bir de bu nazarla bakmanızı dilerim. Hayatımızın ortasına düşen her yenilik –mesela yeni bir kitap- dışımızdaki büyük evrenden kendi kişisel küçük evrenimize postalanmış birer mektup hükmündedir. Her gün ve her an böyle sayısız mektuplar alırız aslında. Bir kısmının, zihnimizin posta kutusuna düştüğünden haberimiz dahi olmaz. Fark ettiklerimizin ise ancak bazılarının zarfını açıp içinde yazanları okuruz. Okumak ise anlama niyetiyle çıkılan yolun sadece bir başlangıç adımıdır. Bu yolda ilerleyip nihayete varabilmek için ise, okuduğumuz cümlelerin elimizden tutmasına izin vermeli, kafalarımızda o güne dek biçimlenmiş hazır yargı ve kalıp düşüncelerin okumalarımız müddetince müdahalelerine karşı uyanık olmalıyız.

Her bir kitap, okundukça okurlarının beyninde  yeniden yazılır. Okurlar adedince zihinlerde yansır ve çoğalır. Fraktal Düşünceler’i okuduktan sonra benim zihnimde asılı kalan birkaç düşünce bulutunu şöyle özetleyebilirim: Hayatta küçük ve önemsizmiş gibi gördüğümüz pek çok değişikliğin, kaos fiziğinin kelebek etkisi prensipleri gereğince, hesaba kitaba gelmez çok büyük etkileri olabilir. Fakat bu hesaba kitaba gelmezliğin getirdiği belirsizlik, hayata karşı bir güvensizlik ve endişe duygusuna asla dönüşmemeli. Bilâkis, atacağımız hayra dönük her bir adımın ne gibi muazzam sonuçları olabileceğine dair umutlarımızı kamçılamalı. Kâinatın ana algoritması hükmündeki kaostan korkmamalıyız. Dağların koni, bulutların küre, yıldırımların şakuli olmamasından cesaret almalıyız. Doğrusal denklemler sahici dünyanın sadece birer mecazı, hakikat ise doğrusal denklemlerden ibaret değil...
 

Kitaptan...

 

“Şimdi, ilk okuyuşta garip gelebilecek bir düşünce deneyi yapalım: Gerçekte mümkün olmamasına rağmen, örneğin görme sinyallerini beyne taşıyan görme sinirlerini, normalde gittikleri yer olan beynin arka lobundan çıkartıp, tat almayla ilgili beyin bölgesine bağladığımızı düşünelim. Bu durumda ne olur? Gözünüzden ışık uyarıları ile oluşturulan elektriksel sinyaller, tat bölgesine giderek sizde ‘değişik tad’ hisleri uyandıracaktır! Bütün duyular için aynı düşünce deneyini yapabilirsiniz. Yani gerçekte bu deneyi yapmak mümkün olsaydı, ‘sesin rengini’, ‘ağrının sesini’, ‘kelimelerin tadını’ vb.. hissedebilecektik...”

 

“İki başlı bebekler doğduğu zaman hayret ediyoruz; bir insanın dünyaya gelmesi çok sıradanmış gibi...


Bungee-jumping gibi uç sporları yapanlara hayret ediyoruz; tavanda yürüyen sinek basit bir iş yapıyormuş gibi...


Belgesellerdeki hayvanlara hayret ediyoruz; sanki sokaklardaki kediler ve köpekler çok sıradanmış gibi...


Bilgisayar dünyasındaki gelişmelere hayret ediyoruz; hepsinin çıktığı yer olan beynimiz çok basitmiş gibi...


Kocaman gökdelenlere hayret ediyoruz; asırlık çınarlar çok sıradanmış gibi...


Bir ressamın tasvirlerine hayretler ediyoruz; doğadaki asılları çok basitmiş gibi...


Çiçekli ağaçlara hayret ediyoruz; ezip geçtiğimiz dikenler çirkinmiş gibi...


Ölüme hayret ediyoruz; yaşamak çok sıradan bir ‘hak’mış gibi...”

 

“Hangisi biziz? Yüksek binaların, süper hızlı bilgisayarların, jet uçaklarının ve mesafeleri hiçe indiren iletişim yöntemlerinin mucidi olan insan mı, yoksa nefes almak için bile, çoğu zaman üzerine basıp ezdiğimiz bitkilere ve diğer tüm varlıklara muhtaç olan, doğduktan sonra en az üç-dört yıl bakıma muhtaç biçimde yaşayan ve aklının kavrayabildiği kadarıyla bile evren karşısında kendisini bir hiç hisseden insan mı? Düşünsel olarak bu ikisi arasında gidip gelen bir yaşantımız var. Ama çoğu kez o ‘muhtaç’ insanı unutup, ‘muktedir’ insan sanrısının büyüsüne kapılmadan da yaşayamıyoruz.”

 

“Belki de yaşamın ve yaşamımızda karşımıza çıkacak unsurların hesaplanamaz ve belirlenemez olması da iyi bir şeydir. Eğer tüm evren saat gibi doğrusal ve bizim çözümleyebileceğimiz bir tarzda işleseydi, kâğıt üzerinde müneccimlik yapmak, neredeyse dört işlem yapmak kadar kolay olabilirdi. Düşünsenize, ev yaptırmak üzere hatırı sayılır bir meblağ karşılığında yeni bir arsa aldınız ve gidip arsa üzerinde şöyle bir dolaşmaya karar verdiniz. Siz arsa üzerinde dolanırken yanınızda olan bilim adamı (muhtemelen matematikçi) bir arkadaşınız, eline bir kâğıt kalem alıp bazı hesaplamalar yapıp size ‘dur!’ diye bağırıyor. Siz soran gözlerle tek ayağınız havada beklerken o arkadaşınız size ‘bir adım daha atarsan, ayağından yayılacak titreşimler, 10 yıl sonra merkezi burası olan 7 şiddetinde bir depreme neden olacak! Az önce bunu hesapladım!’ dese? Hiç de hoş olmazdı değil mi? Bu yüzden; yani sırf biz rahat edelim diye, biraz da bilinmezlik güzelleştiriyor bu evreni. Kim bilir?”

 

Yorumlar
Yeni Ekle Ara
Atanur Egemen  - Baslangıc olur umidi ile.   |15-10-2008 16:21:03
Bu eserle,yıllardir bizlere anlattiklarinizin damla damla birikerek bir ırmak olup caglamasına ve zihinlerime akmasına imkan sagladıgınız icin cok tesekkur ediyorum. ilk meyvenin devamın gelecegine içimizdeki pek cok degerli arkadasıda bu vesile ile cesaretlendirdiginize inanıyorum. Yakın zamanda bu sekilde nesredilecek eserlerin deryalar meydana getirecegini ve cihani icinde yuzdurecek kadar etki edecegini simdiden goruyor ve ilk goz agrimiz icin sizi tebrik ediyorum

Atanur Egemen
Rikkat Meriç - Fransa  - Cemre Düştü   |22-10-2008 09:19:46
Yıllardır büyük bir ilgi ve de beğeni ile takip ettiğim Onarımcıların nadide üyelerinden sayın Dr. Sinan Canan'ın bu ilk kitabını tebrik ediyorum. Umarım bizim gibi Türkiye dışında yaşayıp da kitabı temin etmek isteyen Türk diasporası için de uygun satın alma imkânları sunulacaktır.

Eserinizin en kısa zamanda Türkçe dışındaki dillere de çevrilerek, sadece Türk insanlarının değil dünya insanlarının da istifadesine sunulması dileklerimle, kaleminize sağlık demek istiyorum...
Safa Devrim  - merakla bekliyorum!   |23-10-2008 19:43:55
Sinan beyin bu kitabını ilk duyduğum andan beri merakla bekliyorum; acaba Ankara-İstanbul gibi şehirler dışında da bulabilecek miyiz kitabı?

İnşallah konular anlamaycağım karışıklıkta değildir, ama olsun yine de zorlayıp okuyacağım.
Semra SENCER ELTUTAR  - Teşekkür   |29-01-2009 19:49:04
Yazılarınıza Onarımcılar'dan aşina idim.
Pek çok konuda çoktandır düşündüğüm şeylerin sizin tarafınızdan da dile getirilmiş olması beni sevindirdi.Bir anlamda düşüncelerimin doğruluğunu teyit etmiş oldunuz.
Teşekkür ederim. Elinize,kaleminize sağlık...
Mine Özdamar İstanbul  - kitap   |30-06-2009 20:10:31
Yorumların arasında aramızda bulunan bazı arksdaşlara cesaret vereceği cümlesine uygun benim galiba çünkü bilim ve inanç üzerine bir kitap yazmaya niyet ettim.Aynen büyük Aristonun dediği gibi yaradana inanmak DNA mızda kodlu.İnançla beraber diğer kuramları(felsefeleri)araştırırsak cevabını bulamayacağımız soru yoktur.Görecelik(izafiyet)ve ayrılmazlık(kuantum)basit olarak bağdaştırılabilir.Dejavu bunu açıklar.yorumu olanlar yazsın lütfen.Sadece kendi doğrumu savunmuyorum,başka doğrularada canı gönülden açığım.sevgiler.
Yorum yaz
Ad Soyad - Sehir:
E-posta:
 
Baslik:
 
Lütfen resimdeki güvenlik kodunu giriniz.

3.20 Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."