|
Onarımcıların araştırma konuları olan saçaklı-bulanık mantık, kuantum felsefesi, kaos paradigması, kül yutmazlık ve toplumsal söz yitimi başlıklarında toparladığımız yazılar... |
|
|
-
HAKKIMIZDA
( 5 öğe )
 Onarımcılığı, bir nevi toplum ve insanlık hekimliği olarak tanımlıyoruz. İyi ve güzel olandan sapmanın görüldüğü her yerde Onarımcılar’a iş düştüğü kanısındayız. Bir şeyleri yaparkenki en temel düsturumuz, tıp ilminin kadim PRIMUM NON NOCERE! – ÖNCE, ZARAR VERMEYECEKSİN! deyişi. Yani, bir rahatsızlığı iyileştirmek gerekir ama önce canlıya zarar vermemek önemlidir. Neyi onarıyoruz; en başta kendimizi. Akıl, Ahlâk, Adalet, Adap ve Aşk, düşüncelerimizi ve eylemlerimizi temellendirdiğimiz kadim değerler. ‘Akıl’ olmazsa olmaz koşulu insan olmanın, ama tek başına yeterli değil. Çünkü ‘Ahlâk’ın denetiminde olmayan aklın eninde sonunda kötülüğe sapması kaçınılmaz. ‘Adalet’ ahlâki değerleri onurlandırmanın yegâne yolu. Özgürlüklerden çok daha önemli, çünkü ahlaki değerlerin şekillendiremediği özgürlükler de, tıpkı akıl gibi, kötülüğe bükülebiliyor. ‘Adap’, akıl-ahlâk-adalet üçlüsünün yöntemi. Ve ‘Aşk’... İnsanoğlunun bekasının sırrı, Dünyayı her gün, yeniden kuran güç...
-
DÜŞÜNCE BAHÇESİ
( 22 öğe )
"Dünyayı bilmeyen dünyanın maskarası olur!" parolasıyla, ufuk açıcı ve fikir ateşleyici olduğunu düşündüğümüz gündem içi / gündem ötesi düşünce yazılarını burada paylaşıyoruz. Düşünce bahçesinde gezerken pusulamız: "Dünyaya dair olup da doğruluğu veya yanlışlığı yüzde yüz kanıtlanmış tek bir olgu yoktur."
-
SAÇAKLI - BULANIK MANTIK
( 16 öğe )
 Yaklaşık 2000 yıl boyunca Batı Medeniyeti, gerçekliği siyah-beyaz “ya...ya da” ikilik (0-1) mantığına indirgeyen Aristo’nun düşünce sistematiğiyle şekillendi. Oysa Aristo’dan çok önce, gerçekliği aradaki gri tonlarla beraber algılayan, yani “hem...hem de” diyen bir usta vardı: Buda. Azeri bilim adamı Lütfi Zade’nin ‘saçaklı mantık olarak adlandırdığı bu düşünme yönteminin elektronik sistemlere uygulanabilirliğini göstermesiyle yeni bir dönem başladı. Saçaklı Mantık konu başlığı altında bu algılayış biçiminin felsefi köklerini, kültürel kodlarımızdaki karşılıklarını ve aynı zamanda bilim, siyaset, iktisat, toplumbilimi ve sanat gibi değişik alanlardaki yansımalarını araştırıyoruz.
-
KUANTUM FELSEFESİ
( 25 öğe )
 20. yy’ın başından itibaren fizik biliminde gerçekleşen devrimsel nitelikteki gelişmeler, insanoğlunun kâinata bakışını oldukça radikal biçimde değiştirdi. I. Aydınlanma'ya yol veren Newton fiziğinin eksikliklerinin ortaya çıkması ile uzay-zamanın doğasına ilişkin bilinenlerde muazzam bir revizyona gidilmesi gereği doğdu. "Belirsizlikler" ve "olasılıklar"a dayalı yeni bir kâinat görüşü şekillenmeye başladı. “Kuantum Felsefesi” konu başlığı altında bu bilimsel gelişmelerin tarihçesini, kültürel kodlarımızdaki izdüşümlerini ve aynı zamanda felsefe, siyaset, iktisat, toplumbilimi ve sanat gibi değişik alanlardaki yansımalarını araştırıyoruz.
-
KAOS PARADİGMASI
( 10 öğe )

'Başlangıç koşullarına hassas bağlılık’ ve ‘Dinamik denge’ kavramlarını temel alan Kaos, adeta her yerde karşımıza çıkmaktadır. “Kaos Paradigması” konu başlığı altında bu yeni bilimin tarihçesini, kültürel kodlarımızdaki karşılıklarını ve aynı zamanda felsefe, siyaset, iktisat, toplumbilimi ve sanat gibi değişik alanlardaki yansımalarını araştırıyoruz.
-
KÜL YUTMAZLIK
( 7 öğe )
 İçinde yaşadığımız dünyayı okuduğumuz gazeteler, dergiler, kitaplar; izlediğimiz ve takip ettiğimiz internet, televizyon, sinema vb. dolaylı bilgi kaynakları; aile, okul, iş ve arkadaş çevremizin telkinleri aracılığıyla algılıyoruz. Düşünce dünyamız ve dünya görüşümüz ise bu algılarımız yoluyla şekilleniyor. Ayrıca, davranışlarımızı yönlendiren bir takım nöro-biyolojik ve psikolojik değişkenler ve etkenler mevcut. “Kül Yutmazlık” konu başlığı altında, düşünce ve davranışlarımızı yönlendiren bu değişken ve etkenleri, psikolojik etki mekanizmalarını, medya ve siyaset kanalıyla manipülasyon - güdümleme tekniklerini araştırıyoruz.
-
TOPLUMSAL AFAZİ (SÖZ YİTİMİ)
( 3 öğe )
 Söz yitimi (afazi), tıbbi bir terim olarak, konuşma ve konuşmayı anlama yeteneğinin kısmi veya tamamen kaybı anlamına gelir. Söz yitiminin bir başka tipi ise, tıbbi yayınlarda geçmemekle birlikte, Onarımcılar olarak bizlerin toplumların temel sorunu olarak birinci sırada önem atfettiğimiz, Celbedilmiş Toplumsal Söz yitimi (Induced Social Aphasia)dir. Celbedilmiş söz yitimi, sözlü ve yazılı iletişimde kullanılan terim ve kavramların tanımlarının tam olarak yapılamaması veya kavramların bilinçli olarak makul tanımlamadan muaf tutulmaları nedeniyle ortaya çıkan kavram karışıklığı veya anarşisinin bir ifadesidir. Bizler bu durumun özellikle ülkemizde, kavramlar üzerine bina edilen fikir ve savların geçersizleşmesinden, farklı görüşler arasındaki iletişimi imkânsızlaştırmasına kadar birçok hayati sorunun temelini oluşturduğunu düşünmekteyiz.
|