Anasayfa arrow Hakkımızda

logo

Duyurular

"Fraktal Düşünceler" Kitapçılarda!

 

 

Dr. Sinan Canan'ın "Bize, bilime, inanca ve kaosa dair" parolasıyla sunduğu

"Fraktal Düşünceler" adlı ilk kitabını D&R ve Ankara Dost Kitabevi'nden edinebilirsiniz.

 Ayrıca internetten sipariş vermek için lütfen tıklayınız...



 

Sunuş yazısı ve kitaptan seçme pasajlar için tıklayınız

Kitabın internet sayfası: http://www.fraktaldusunceler.net

 

Devamını oku...
 

Anketler

Hangi gazetenin veya gazetelerin haberlerine/yorumlarına diğerlerinden daha çok güveniyorsunuz?

Ziyaretçiler

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün11
mod_vvisit_counterDün130
mod_vvisit_counterBu Hafta141
mod_vvisit_counterBu Ay811
mod_vvisit_counterTümü103334
Hakkımızda
Onarımcılara Dair Yazdır E-posta

 

"Dünyaya dair olup da, yüzde yüz doğru ya da yüzde yüz yanlış olduğu kanıtlanmış tek bir olgu yoktur."

 



ONARIMCILAR ne anlama geliyor? Neyi onarıyorsunuz?

Onarımcılığı, bir nevi toplum ve insanlık hekimliği olarak tanımlıyoruz. İyi ve güzel olandan sapmanın görüldüğü her yerde Onarımcılar’a iş düştüğü kanısındayız. Bir şeyleri yaparkenki en temel düsturumuz, tıp ilminin kadim PRIMUM NON NOCERE! – ÖNCE, ZARAR VERMEYECEKSİN! deyişi. Yani, bir rahatsızlığı iyileştirmek gerekir ama önce canlıya zarar vermemek önemlidir. Neyi onarıyoruz; en başta kendimizi.

Devamını oku...
 
Esaslar Yazdır E-posta


"Allah, bir toplumun maruz kaldığı şeyleri, onlar iç dünyalarını değiştirmedikçe, değiştirmez."

Rad (Gökgürültüsü) Suresi – 11. Ayet

Bu dünyaya dair olup da yüzde yüz doğru ya da yüzde yüz yanlış olduğu  kanıtlanmış  tek  bir  olgu ya da veri yoktur. ''Matematik  kanunları gerçeği yansıttıkları sürece kesin değildirler. Kesin olduklarında gerçeği yansıtmazlar,” diyen  Einstein'in kendisidir.  Matematik dünyası sahici dünyadan  farklıdır;  tarif ettiği dünyaya uymaz. Birisi yapay, cetvelle çizilmiş gibi  düzgün; ötekisi sahici yani  dağınıktır,  pusludur. Keza, fiziğin tanımlamaları da yüzde yüz değildir.  Fizik, doğrusal sistemleri çözer, ne ki, gerçek dünyada  doğrusal  sistem yoktur.  Şu şöyle etkilenirse, bu sonuç alınır şeklinde kesin bir şey söylenemez. Dahası, “Bazı şeylerin ilkesel olarak bilinemez olduğu” matematiksel olarak kanıtlanmıştır; Werner Heisenberg tarafından daha 1920’lerde. Fizik  kuralları  ancak  belirli  bir  yere kadar  doğrudur. Hal böyle olunca, insan “aklı” dünyaya ve evrene dair tartışmasız gerçeği çözemez.  Yaygın kanının aksine, “bilim”in meselesi de bu değildir. Matematikçiler ve fizikçilerin bütün uğraşları tutarlı, bütünlüklü  fakat  kurgusal bir  kainat  inşa etme çabasıdır ki, bu, son tahlilde bir zeka oyunudur, sanattır.  İnsanoğlu, dünyayı/kâinatı teoriler yöntemiyle akla uygun bir biçimde kurgular  ve aklının kurguladığı bu hayalî  kainatın bir  yerde,  bir  biçimde  Evren'in  gerçekleriyle çakışacağını  umud eder.
Devamını oku...
 
Onarımcılar Tarihçesi Yazdır E-posta

BAŞLANGIÇ…


"Önce, Kelâm vardı..."

Her şey 1999 yılının Ekim ayında Alev Alatlı'nın "Scrödinger'in Kedisi I: Kâbus" başlıklı romanının piyasaya çıkması ile başladı desek yeridir. "Kâbus", pek alışık olmadığımız tarzda kaleme alınmış bir "anti-ütopya" olarak, Türkiye'nin şu o anki durum ve temel dinamiklerinden hareketle, gerçekten "kâbus gibi" bir senaryo ile çıkıyordu karşımıza. Bu vatanda yaşayan bir çok kişinin kolayca hazmedemeyeceği bazı kurgusal sonuçlar, yine çok az kişinin itiraz edebileceği gerçekler üzerinden kurgulanmıştı. Alatlı,  romanında hem felaketimizi, hem de "kurtuluş"umuzun ilk sinyallerini öneriyordu. Bunları bir Türk romancının ağzından, bu kadar gerçek ve bu kadar çıplak olarak ilk kez duymanın heyecanıyla, her birimiz o kitabı belki de bir kaç kez dikkatle okuduk. Alatlı'nın bahsettiği "kaos mantığı", "kuantum fiziği", "toplumsal afazi" ve "yeni dünya düzeni" telmihleri gibi konular, okuyanları ilk kez, entelektüel anlamda hoş birer hobi olarak uğraştıkları yahut sadece "haberdar oldukları" bazı yeni bilimsel bakış açılarının bulgularından inşa edilmiş sarsıntılı bir asma köprüde yürümeye zorluyordu adeta.
Devamını oku...
 
Tespitlerimiz Yazdır E-posta

 

"Gerçekler öğrenilince, zannetmeler biter."

 

“Biz”  ve “Onlar”

Ehli Kitap çıkışlı olmakla birlikte, Fransız/Avrupa Aydınlanması sonrası Batı kültürü, “Düşünüyorum, öyleyse varım,” diyen Descartes’dan itibaren ölümü fizikî bir oluşum olarak kabullenmeyi seçmiştir. “Düşündüğüm sürece varım, düşünmüyorsam yokum” anlayışıyla şekillenen Batılı dünya görüşü doğrultusunda hayat, bireyin mezara konmasıyla birlikte sona erer,  yaşanmışlıklar da dahil olmak üzere bu dünyaya ilişkin her şey anlamını yitirir. Buna karşın,  ister eski olsun, ister çağdaş,  İslâm  ve “Doğu” kültürlerine mensup insanlar, toplumlarını bir bütün olarak tasavvur ederler,  ebediyete kadar yaşayacak birşeyler inşa etmeye savaşırlar.  Ölümsüz olmanın yolu hiç değilse geride bir “hoş seda” bırakmaktır. Bizimki,   “Hücreler ölür ama organizma yaşamaya devam eder” şeklinde bir düşüncedir. Ölüm meselesi ile böyle halleşiriz.

Devamını oku...
 
Korkma! Yazdır E-posta

"Millete hizmet etmek istiyorsan elinden gelen işle başla!" 
(İsmail Gaspıralı)
 
"Korkma! Dağlar koni, bulutlar küre, yıldırımlar şakuli değil! Doğrusal denklemler, sahici dünyanın mecazıdır, gerçek, doğrusal denklemlerden ibaret değil!

Yerel, küreselden farklı olabilir. Bileşik sistemlerde insicam, çalkantıyla el ele yürür. KAOS, oluşanın bilimidir, geçmişin değil. Mekândan münezzehtir, tutarlıdır, hesaba gelir. KAOS'tan korkma!

Bu şehirde akide şekerinin yapıldığı günleri hatırlar mısın? Ya da annenin talaş böreğini? İki ucundan çekilip sündürülen, ortadan katlanan ve tekrar sündürülen şekeri? Yaprak yaprak ayrılan hamuru? Pişmaniyeyi? Maddenin her çekilişi, her katlanışı, onu oluşturan yan yana tanecikleri savurur ama bütün, yeni bir düzene oturacaktır. Yerel savrulurken, bütün dingindir. Savruluş, aslında bir serüvendir, serüvenden korkma!

Zaman ve mekânın mutlaklığı Newtonsal bir illüzyondan ibaretti, görecelik yıktı. KUANTUM teorisi ölçümleme sonuçlarının kesinliğine ilişkin rüyalardan uyandırdı; bu dünyaya dair olup da, yüzde yüz doğru ya da yüzde yüz yanlış olduğu kanıtlanmış hiçbir verinin olamayacağını gösterdi! SAÇAKLI mantık insan zihnini siyah-beyaz düşüncenin ikili cenderesinden kurtardı. Laplace'cıların geleceğin öngörülebilineceğine dair fantezilerini de KAOS bilimi yok edecek. 

Devamını oku...