|
Esaslar |
|
|
"Allah, bir toplumun maruz kaldığı şeyleri, onlar iç dünyalarını değiştirmedikçe, değiştirmez." Rad (Gökgürültüsü) Suresi – 11. Ayet
Bu dünyaya dair olup da yüzde yüz doğru ya da yüzde yüz yanlış olduğu kanıtlanmış tek bir olgu ya da veri yoktur. ''Matematik kanunları gerçeği yansıttıkları sürece kesin değildirler. Kesin olduklarında gerçeği yansıtmazlar,” diyen Einstein'in kendisidir. Matematik dünyası sahici dünyadan farklıdır; tarif ettiği dünyaya uymaz. Birisi yapay, cetvelle çizilmiş gibi düzgün; ötekisi sahici yani dağınıktır, pusludur. Keza, fiziğin tanımlamaları da yüzde yüz değildir. Fizik, doğrusal sistemleri çözer, ne ki, gerçek dünyada doğrusal sistem yoktur. Şu şöyle etkilenirse, bu sonuç alınır şeklinde kesin bir şey söylenemez. Dahası, “Bazı şeylerin ilkesel olarak bilinemez olduğu” matematiksel olarak kanıtlanmıştır; Werner Heisenberg tarafından daha 1920’lerde. Fizik kuralları ancak belirli bir yere kadar doğrudur. Hal böyle olunca, insan “aklı” dünyaya ve evrene dair tartışmasız gerçeği çözemez. Yaygın kanının aksine, “bilim”in meselesi de bu değildir. Matematikçiler ve fizikçilerin bütün uğraşları tutarlı, bütünlüklü fakat kurgusal bir kainat inşa etme çabasıdır ki, bu, son tahlilde bir zeka oyunudur, sanattır. İnsanoğlu, dünyayı/kâinatı teoriler yöntemiyle akla uygun bir biçimde kurgular ve aklının kurguladığı bu hayalî kainatın bir yerde, bir biçimde Evren'in gerçekleriyle çakışacağını umud eder.
|
|
Devamını oku...
|
|
|
Onarımcılar Tarihçesi |
|
|
|
BAŞLANGIÇ…
"Önce, Kelâm vardı..."
Her şey 1999 yılının Ekim ayında Alev Alatlı'nın " Scrödinger'in Kedisi I: Kâbus" başlıklı romanının piyasaya çıkması ile başladı desek yeridir. "Kâbus", pek alışık olmadığımız tarzda kaleme alınmış bir "anti-ütopya" olarak, Türkiye'nin şu o anki durum ve temel dinamiklerinden hareketle, gerçekten "kâbus gibi" bir senaryo ile çıkıyordu karşımıza. Bu vatanda yaşayan bir çok kişinin kolayca hazmedemeyeceği bazı kurgusal sonuçlar, yine çok az kişinin itiraz edebileceği gerçekler üzerinden kurgulanmıştı. Alatlı, romanında hem felaketimizi, hem de "kurtuluş"umuzun ilk sinyallerini öneriyordu. Bunları bir Türk romancının ağzından, bu kadar gerçek ve bu kadar çıplak olarak ilk kez duymanın heyecanıyla, her birimiz o kitabı belki de bir kaç kez dikkatle okuduk. Alatlı'nın bahsettiği " kaos mantığı", " kuantum fiziği", " toplumsal afazi" ve " yeni dünya düzeni" telmihleri gibi konular, okuyanları ilk kez, entelektüel anlamda hoş birer hobi olarak uğraştıkları yahut sadece "haberdar oldukları" bazı yeni bilimsel bakış açılarının bulgularından inşa edilmiş sarsıntılı bir asma köprüde yürümeye zorluyordu adeta.
|
|
Devamını oku...
|
|
|
Tespitlerimiz |
|
|
|
"Gerçekler öğrenilince, zannetmeler biter." “Biz” ve “Onlar”
Ehli Kitap çıkışlı olmakla birlikte, Fransız/Avrupa Aydınlanması sonrası Batı kültürü, “Düşünüyorum, öyleyse varım,” diyen Descartes’dan itibaren ölümü fizikî bir oluşum olarak kabullenmeyi seçmiştir. “Düşündüğüm sürece varım, düşünmüyorsam yokum” anlayışıyla şekillenen Batılı dünya görüşü doğrultusunda hayat, bireyin mezara konmasıyla birlikte sona erer, yaşanmışlıklar da dahil olmak üzere bu dünyaya ilişkin her şey anlamını yitirir. Buna karşın, ister eski olsun, ister çağdaş, İslâm ve “Doğu” kültürlerine mensup insanlar, toplumlarını bir bütün olarak tasavvur ederler, ebediyete kadar yaşayacak birşeyler inşa etmeye savaşırlar. Ölümsüz olmanın yolu hiç değilse geride bir “hoş seda” bırakmaktır. Bizimki, “Hücreler ölür ama organizma yaşamaya devam eder” şeklinde bir düşüncedir. Ölüm meselesi ile böyle halleşiriz.
|
|
Devamını oku...
|
|
|
Korkma! |
|
|
|
"Millete hizmet etmek istiyorsan elinden gelen işle başla!" (İsmail Gaspıralı)
"Korkma! Dağlar koni, bulutlar küre, yıldırımlar şakuli değil! Doğrusal denklemler, sahici dünyanın mecazıdır, gerçek, doğrusal denklemlerden ibaret değil! Yerel, küreselden farklı olabilir. Bileşik sistemlerde insicam, çalkantıyla el ele yürür. KAOS, oluşanın bilimidir, geçmişin değil. Mekândan münezzehtir, tutarlıdır, hesaba gelir. KAOS'tan korkma!
Bu şehirde akide şekerinin yapıldığı günleri hatırlar mısın? Ya da annenin talaş böreğini? İki ucundan çekilip sündürülen, ortadan katlanan ve tekrar sündürülen şekeri? Yaprak yaprak ayrılan hamuru? Pişmaniyeyi? Maddenin her çekilişi, her katlanışı, onu oluşturan yan yana tanecikleri savurur ama bütün, yeni bir düzene oturacaktır. Yerel savrulurken, bütün dingindir. Savruluş, aslında bir serüvendir, serüvenden korkma!
Zaman ve mekânın mutlaklığı Newtonsal bir illüzyondan ibaretti, görecelik yıktı. KUANTUM teorisi ölçümleme sonuçlarının kesinliğine ilişkin rüyalardan uyandırdı; bu dünyaya dair olup da, yüzde yüz doğru ya da yüzde yüz yanlış olduğu kanıtlanmış hiçbir verinin olamayacağını gösterdi! SAÇAKLI mantık insan zihnini siyah-beyaz düşüncenin ikili cenderesinden kurtardı. Laplace'cıların geleceğin öngörülebilineceğine dair fantezilerini de KAOS bilimi yok edecek.
|
|
Devamını oku...
|
|
|